Bugünün Tarikat Gerçeği

 

Bu bir zamandır ki, dînin bütün ahkâmı gizli, görünmüyor. Yolların en güzeli ve başta geleni, tarikat yolu ki, bomboş, hiç giden yok. İnsanlarda daima kötülüğü emreden "nefsi emmare" hakim ve insanları taht-ı tasarrufa almıştır. Şeytanın bütün askerleri her tarafta, arzu ve isteklerinin yerine getirilmesi için emrediyorlar.

 

Hakiki ilimleri anlamak mümkün değil, baş aşağı, tersine dönmüş. Tarikatın yolları ise tamamen kaybolmuş, görünmez hale gelmiştir.

 

Tasavvufun manası bozuldu, ismi kaldı; temeli, direkleri ve aslı kırıldı yok oldu ve resmi kaldı. Belki de ismi ve resmi de değişti, başka şekillere döndü.  Ehli olmayan kimseler felsefeden alınmış bir çok karışık fikir ve düşünceleri asıl zannetmişlerdir. Halbuki; O, ma'den-i hekâiktir, yani gerçeğin ta kendisidir. Bu gerçeği görenler, bilenler anladılar. Görmeyenler ise, başkalarını taklit etmekten öteye gidemediler veyahut şüphe ve karasızlık içine düşüp, inkâr ettiler.

 

Cüneyd-i Bağdadi radyallahü anhın meşrebine göre, Şeriat'a uygun bir şekilde, mahallinde açıklanan şartlar ile çalışan, yani maişetini temin eden kimsenin çalışması makbul amellerdendir. Yani Allah'a yakın olan kimselerin amellerindendir.

 

İnsanlar arasında çok söylenen, bilinen ve arzu edilen çalışmaktan maksat; bir kimsenin niyeti ve isteği, efrâd-ı ailesinin rızkını temin etmek, ihtiyaçlarını gidermek ve onları himaye etmek, acımak, merhamet etmektir. Aynı zamanda muhtaç olanlara, zarurette kalanlara yardım; gariplere, müslümanlara rıfk (yumuşak huylu olmak) ile muamele etmek ve mahlukattan, başkalarından bir şey beklememektir.

 

Bu şekilde, maişeti temin etmek hususunda çalışanın hükmü ve neticesi; ZİKİR, TEVECCÜH ve MURAKABE'nin hüküm ve neticesidir. Zikirler ve büyük kimselerin amellerine verilen mertebeler, dereceler, mükafatlar bu şekilde çalışanlara dahi verilir.

 

Bu yol bütün Peygamberlerin ve tüm Eshab-ı Kiram Hazeratı'nın gittikleri  ve tatbik ettikleri bir yoldur.

 

Bu yol, en güzel, en selametli, en mükemmel, en yüksek, en tercih edilen, en yakin, en evvel, en güçlü, en mühim, en kolay, en rahat yoldur. İşte bu yola NAKŞİBENDİYYE isim verilmiştir. Estaizübillah  "Eshâbül yemin ma eshâbül yemin;" "Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu" Ayet-i Kerimesinden murâd bunlardır.

© 2017 Abdülhakîm Arvasi - Üçışık Hazretleri Ailesi