Yazıyı aslından okumak için resmin üzerine tıklayınız.

Şirk ve Küfr

 

Şirk, ubûdiyyetin istihkâkında veyâhûd vücûb-u vücûdda, Zât-ı Akdes-i İlâhiyye Celle Celâluhû’dan gayrısını şerîk ittihâz etmek; ulûhiyyet ve levâzım-ı ulûhiyyetde başkasını şerîk bilmek, ya’nî levâzım-ı ulûhiyyeti O’ndan başkasına isnâd etmek; veyâhûd levâzım-ı beşeriyyet ve avârız-ı mahlûkıyyeti O’na isnâd ve isbât etmek.

Küfr ve şirk ıstılâhen bir iseler de; küfr, Dîn-i İslâm’da bi’z-zarûre sâbit olan bir şeyde tereddüd veyâhûd o şeyi inkâr demekdir.

Îmân; erkân-ı sitte-i îmânı icmâlen bilip anlamak ve inanmakdır ki, sebîl-i mü’minînin gayrısına tâbi’ olmamakdan ibâretdir. Küfr ve şirk, hîçbir vechle afv ve mağfiret kabul etmez; kâfir ve müşrik afv olunmaz.

 

Arvâsîzâde Abdülhakîm (Üçışık)

 

Sevânih'ul Efkâr ve Sevâmih'ul Enzâr